3 Mayıs 2011 Salı

istanbul bugun yne yagmurlu

istanbul bugun yine yagmurlu

18 Şubat 2009 Çarşamba

İnternet Diplomam :))

My Internet Diploma

30 Mayıs 2008 Cuma

Mp3 formatının yeni versiyonunda yok yok!

Yeni mp3 formatı eskisine göre çok daha fazla seçenek içeriyor.

Müzik dinlerken enstrümanların ve vokalin sesini istediğiniz gibi kısıp açmak, seviyeleri istediğiniz gibi ayarlamak istiyorsanız, bunu yapmanıza imkan verecek olan yeni bir mp3 formatının yolda olduğu müjdesini verebiliriz.

Kore'de geliştirilmekte olan yeni bir dijital
müzik formatında müziği oluşturan bileşenleri aynen ekolayzer gibi kısıp açma imkanı olacağı açıklandı. Hem karaoke severler hem de farklı enstrümanların sesine öncelik vermek isteyenler için iyi haber!

Yeni formatın adı Music 2.0 olacak, dosya uzantısı ise MT9 şeklinde. MT9 teknolojisi ilk defa Electronics and Telecommunications Research Institute (ETRI) üniversitesinde geliştirilmiş, ticari olarak pazarlanması ise Audizen firması tarafından gerçekleştirilecek.

Bir Audizen yetkilisi bu yeni formatın müzik endüstrisinde bir devrim niteliğini taşıdığını ve Samsung Electronics ve LG Electronics gibi dev firmaların gelecek yıl cep telefonu ve müzik çalarlarında MT9 desteği verebileceklerini açıkladı.

13 Mayıs 2008 Salı

KAYIP OLAN NÜFUS CÜZDANLARI

Nüfus cüzdanını kaybeden veya çaldıran kişilerin emniyetten aldığı
tutanak ve birde dilekçe eşliğinde bir vergi dairesine başvurması
durumunda kayıp olan nüfusunun bilgisi sicil kayıtlarına alınıyor. Ve
nüfusu eline geçiren bir diğer kişi herhangi bir vergi dairesine gidip
şirket açılışı yapmak istese sistem uyarı veriyor. İnsanların ve hatta
vergi dairesi çalışanlarının bile pek bilmediği bu konunun
ayrıntılarını gelir iadaresi başkanlığı resmi sitesinde iç genelgeler
bölümünde
"VERGİ KİMLİK NUMARASI İÇ GENELGESİ SERİ NO:2007/1 de bulabilirsiniz.

2 Mayıs 2008 Cuma

Padişahların ölüm nedenleri

36 Osmanlı padişahının 27'si çeşitli hastalıklar sonucu vefat ederken, 1'i savaş meydanında şehit olmuş, 4'ü öldürülmüş, 1'i zehirle intihar etmiş, 1'i zehirlenmiştir. 2 padişahın ecelleriyle mi öldüğü, yoksa öldürüldükleri mi hâlâ tartışmalıdır.

------------ --------- --------- --------- --------- --------- -

Padişahların ölüm sebeplerinin başında beyin kanaması gelmektedir. 6 Osmanlı padişahı beyin kanamasından vefat etmiştir. Kanser ve verem ikinci sıradadır. Osmanlı padişahlarının ikisi prostat, biri de mide kanseri olmak üzere dördü kanserden ölmüştür.

Dört padişah veremden ölürken bunların üçü baba, oğul ve torun olmaları dikkat çekicidir: Sultan İkinci Mahmud, Sultan Abdülmecid ve İkinci Abdülhamid. Kalp hastalıkları da padişahların ölüm sebepleri arasında önemli bir yer tutar. İki padişah kalp yetmezliğinden, iki padişah da kalp krizinden ölmüşlerdir. Osmanlı padişahlarının ölümünde şeker hastalığının vücutta yıllarca süren tahribatı da önemli bir rol oynamış, üç Osmanlı padişahı şeker hastalığının neticesinde vefat etmişlerdir. Bunlar, Üçüncü Ahmed, Beşinci Murad ve Beşinci Mehmed Reşad'dır. Birer padişahın ölümüne sebep olan rahatsızlıklar ise zatürree, siroz, iç kanama, böbrek yetmezliği, sara ve felçtir. Savaş meydanlarında şehid olan tek Osmanlı padişahı Birinci Murad'dır.

Timur'un eline esir düşen Yıldırım Bayezid zehir içerek intihar ederken, İkinci Bayezid zehirlenmiş, İkinci Osman, Sultan İbrahim, Üçüncü Selim ve Dördüncü Mustafa isyanlar ve taht kavgaları yüzünden öldürülmüşlerdir. Osmanlı padişahlarının sağlığıyla bir hekimbaşının başkanlığında saraya bağlı "Hassa Hekimleri" teşkilatı ilgilenirdi. Hekimbaşıların görevde kalmaları hükümdarların sağlığıyla yakından ilgiliydi. Padişah herhangi bir hastalıktan vefat ederse hekimbaşı görevinden alınırdı. Osmanlılar'da sağlık ve hekimlerle ilgili geniş bilgi Biofarma tarafından Coşkun Yılmaz ve Necdet Yılmaz'ın editörlüğünde çıkan Osmanlılar'da Sağlık isimli iki ciltlik kitapta bulunabilir.

NASIL ÖLDÜLER?
Osmanlı padişahlarının ölüm sebepleri hakkında tarihçilerin doktorlarla işbirliği yapmaları sonucunda çeşitli araştırmalar yapıldı. Ekrem, Uykucu'nun "Osmanlı Padişahları Nasıl Öldüler Nasıl Öldürüldüler" ile Zeynep Dramalı'nın "Tarihi Tersten Okumak" isimli kitapları ve Bedi Şehsuvaroğlu'nun "V. Türk Ta?rih Kongresi"deki tebliği padişah ölümlerinin sebeplerini anlatır.

OSMAN GAZİ: Osmanlı İmparatorluğu' nun kurucusu olan Osman Gazi 1326'da kalp yetmezliğinden öldü.

ORHAN GAZİ: 82 yaşındayken felç yüzünden 1362'de öldü.

ÇELEBİ MEHMED: 1421'de yüksek tansiyon yüzünden beyin kanaması geçirdi ve kısa bir süre sonra öldü.

İKİNCİ MURAD: Şiddetli bir baş ağrısı sebebiyle yatağa düştü ve üç gün sonra 3 Şubat 1451'de öldü. Ölüm sebebi beyin kanaması veya beyindeki bir timördür.

YAVUZ SULTAN SELİM: 21 Eylül'ü 1520'yi 22 Eylül'e bağlayan gece kanserden vefat etti.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN: 1566'da Sigetvar kuşatmasının son günü 6/7 Eylül gecesi beyin kanamasından öldü.

İKİNCİ SELİM: Bir hamam alemi sırasında cariyeleri kovalarken düşüp, yaralandı. 1574'te göğüs boşluğunda meydana gelen kanama yüzünden öldü.

ÜÇÜNCÜ MURAD: 17 Ocak 1595'te prostat kanserinden öldü.

ÜÇÜNCÜ MEHMED: Bir gün saraya dönerken yolda karşılaştığı bir meczub, "56 gün sonra gelecek kazadan kurtulamazsın. Gafil olma padişahım" demişti. Bu olay Üçüncü Mehmed'i derinden etkiledi. Padişah yemeden, içmeden kesildi ve 22 Aralık 1603'te kalp krizi geçirerek öldü.

BİRİNCİ AHMED: Çok gençken, 22 Kasım 1617'de 28 yaşında mide kanserinden öldü.
BİRİNCİ MUSTAFA: Osmanlı tarihinde tek "Deli" padişahı olan Sultan Mustafa 1623'te tahttan indirildikten sonra 20 Ocak 1639'da bir sara nöbeti sırasında öldü.

DÖRDÜNCÜ MURAD: Osmanlı İmparatorluğu' nu eski parlak günlerine döndüren Dördüncü Murad, gençlik döneminde çektiği sıkıntılar ve çevresinin de etkisiyle aşırı derece de içkiye düşkündü. 8 Şubat 1640 gecesi sirozdan öldü.

DÖRDÜNCÜ MEHMED: 1687'de tahttan indirildikten sonra dört yıl sonra 4 yıl hapis hayata yaşadı. Yakalandığı zatürrenin ilerlemesi sonucu 6 Ocak 1693'te öldü.

İKİNCİ SÜLEYMAN: 40 yıl sarayda hapis hayatı yaşadıktan sonra 1691'de tahta çıktı. Viyana bozgun yıllarında sıkıntılı geçen dört yıllık bir padişahlığın ardından 6 Şubat 1695'te böbrek yetmezliğinden öldü.

İKİNCİ AHMED: 6 Şubat 1695 yılında kalp yetmezliğinden veya ödemden öldü.
İKİNCİ MUSTAFA: 1703'te bir isyan sonucu tahttan indirildi Bu olayın üzüntüsünü üzerinden atamadan 29 Aralık 1703'te prostat kanserinden öldü.

ÜÇÜNCÜ AHMED: Eğlenceleriyle meşhur Lale Dönemi'nin padişahı olan Üçüncü Ahmed, 1730'da Patrona isyanı sonucu tahttan indirildi. Yıllarca Topkapı Sarayı'nda hapis hayatı yaşadıktan sonra, şeker hastalığının vücudunda meydana getirdiği tahribatın sonucunda 24 Haziran 1736'da öldü.

BİRİNCİ MAHMUD: 21 yıl padişahlık yaptıktan sonra, 13 Aralık 1754'te bir Cuma namazı dönüşünde saraya dönerken attan düşüp, beyin kanaması geçirip öldü.

ÜÇÜNCÜ OSMAN: Üç yıllık hükümdarlığını sonunda 1757'de veremden veya mide kanserinden 30 Ekim 1757'de öldü.

ÜÇÜNCÜ MUSTAFA: Yüksek tansiyon hastası olan padişah 21 Ocak 1774'te beyin kanamasından öldü.

BİRİNCİ ABDÜLHAMİD: 1787-1791 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Anapa Kalesi'nin Rusların eline geçtiği haberi üzerine beyin kanaması geçirdi ve bir süre sonra 7 Nisan 1789'da öldü.
İKİNCİ MAHMUD: Osmanlı modernleşmesinin başlatıcısı olan İkinci Mahmud aşırı derecede içki içerdi. 28 Haziran 1839'da veremden öldü.

ABDÜLMECİD: Tanzimat dönemini başlatan sultan 25 Haziran 1861'de babası İkinci Mahmud gibi veremden öldü.

BEŞİNCİ MURAD: Tahtta en kısa süre duran Osmanlı padişahıdır. Müzmin şeker hastası idi. Bu hastalığın vücudunda meydana getirdiği tahribatın neticesinde 29 Ağustos 1904'de öldü.
İKİNCİ ABDÜLHAMİD: "Kızıl Sultan mı, Ulu Hakan mı" diye Osmanlı tarihinin en çok tartışılan padişahı olan İkinci Abdülhamid, 10 Şubat 1918'de Beylerbeyi Sarayı'nda 76 yaşındayken yakalandığı zatürrenin ilerlemesi sonucu veremden öldü.

BEŞİNCİ MEHMED REŞAD: Müzmin şeker hastası idi Şekerin vücudunda yaptığı tahribat sonucunda 3 temmuz 1918'de öldü.

ALTINCI MEHMED VAHİDEDDİN: Son Osmanlı padişahı olan Vahdettin San- Remo'da 16 MAYIS 1926'da kalp krizinden öldü.

ÖLDÜRÜLEN PADİŞAHLAR
Osmanlı tarihinde bir isyan sonucu öldürülen ilk padişah İkinci Osman'dır. İkinci Osman, çevresindekilerin yanlış yönlendirmesi ve kendisinin de gençliğinin verdiği tecrübesizlikle askerin isyanına sebep oldu. Sadrazam Davud Paşa ve yanındakiler Yedikule'de genç padişahı bir kementle ya?kalayıp, boğdular.

Osmanlı tarihinde ilk defa bir padişah idare ettiği insanlar tarafından öldürülüyordu. Mayıs Öldürülen bir diğer Osmanlı padişahı Sultan İbrahim'dir. Sultan İbrahim, 7 Ağustos 1648'de tahttan indirilip, yerine küçük yaştaki oğlu Mehmed geçirilmişti. Ancak tahttan indirilen padişah kapatıldığı yerde on gün kalabildi. Feryatları bütün saray halkını etkiliyordu. Sultan İbrahim'i yeniden tahtta çıkarmak isteyenlerin sayısı artınca, Kösem Sultan ve devlet ileri gelenleri sultanı 18 Ağustos 1648'de boğdurttular.

Osmanlı tarihinde adı yeniliklerle anılan Sultan Üçüncü Selim, Kabakçı İsyanı'yla Mayıs 1807'de tahttan indirilip, yerine Dördüncü Mustafa geçirilmişti. Sarayda hapsedilen padişahı tekrar tahta çıkarmak için Nizâm-ı Cedit taraftarları Rusçuk'ta örgütlendiler. Alemdâr Mustafa Paşa, bir orduyla İstanbul'a gelerek, Sultan Selim'i tekrar tahta çıkarmaya teşebbüs etti. Ancak tedbirli davranmadığı için Dördüncü Mustafa taraftarları 28 temmuz 1808'de Üçüncü Selim'i öldürdüler. Üçüncü Selim'i öldürten Dördüncü Mustafa da aynı akıbete uğradı. Askerlerin Dördüncü Mustafa'yı tekrar tahta çıkarmaya teşebbüs etmesi üzerine tahtını emniyete almak isteyen İkinci Mahmud onu 17 Kasım 1808'de boğdurttu.

NASIL ÖLDÜKLERİ HÂLÂ TARTIŞILIYOR
Osmanlı tarihinin en gizemli ölümü Fatih Sultan Mehmed'inkidir. Fatih Sultan Mehmed, Mayıs 1481'de Mısır Memlük devleti üzerine sefere çıktı. Gebze yakınlarında hastalanınca baş?hekimi Lari müdahale etti, ancak sultanı tedavi edemeyince eski başhekim Yakup Paşa, sultanı iyileştirmekle görevlendirildi.

Yakup Paşa, bazı ilaçlar vererek padişahın sancısını azaltmak istedi fakat ilaçların bir faydası olmadı. Fatih kısa bir komadan sonra 31 Mayıs 1481'de Gebze'de Hünkâr Çayırı (Tekfur Çayırı)'nda öldü. Fatih dönemi uzmanı Franz Babinger, sultanın zehirlenerek öldürüldüğünü iddia eti. Bu görüş ilim çevrelerinde günümüze kadar süren tartışmalara sebep oldu. Şehabedin Tekindağ ve başka bilim adamları da sultanın ölümünün eceliyle olduğu, zehirlenmediğ ini savundular. Bütün araştırmalara rağmen Fatih'in ölümündeki çözülemedi.

İNTİHAR MI ETTİ? ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?
1861 ile 1876 yılları arasında Osmanlı tahtında bulunan Sultan Abdülaziz de Fatih'ten sonra ölümü en fazla tartışılan padişahtır. Tahttan indirildikten birkaç gün sonra 4 Haziran 1876'da Feriye Sarayı'nda bilekleri kesilmiş bir halde bulunan padişahın tahtan indirilmenin üzüntüsü ile intihar ettiği söylenir. Ancak öldürülmüş olma ihtimali daha kuvvetlidir.

ZEHİR VE ÖLÜM
En büyük Osmanlı komutanlarından olan Yıldırım Bayezid 1402'de Ankara Muharebesi'nde Timur'a esir düşmüştü. İçine düştüğü durumu hazmedemeyen padişah, yüzüğündeki zehiri içerek 8 Mart 1403'te Akşehir'de intihar etti. Zehirle ölen bir diğer Osmanlı padişahı da aynı ismi taşır. Fatih'in oğlu İkinci Bayezid, Nisan 1512'de askerin isyanı sonucunda oğlu Yavuz Sultan Selim lehine tahttan çekildikten sonra ömrünün kalanının geçireceği Dimetoka'ya doğru yola çıktı, ancak buraya varamadan 21 Mayıs 1512'de yolda öldü. Muhtemelen Yavuz, ileride bir taht kavgasını çıkmasını önlemek için babasını zehirletmişti.

ŞEHİD SULTAN
Birinci Murad harp sahrasında şehit olan tek Osmanlı padişahıdır. 15 Haziran 1389'da Sırplar'ın büyük bir bozguna uğradığı Birinci Kosova Savaşı'nın sonunda, Sırp Kralı Lazar'ın damadı Miloş Obroneviç padişahın huzuruna çıktığı sırada, göğsünde sakladığı hançeri Birinci Murad'a saplayarak sultanı şehid etti.

8 Nisan 2008 Salı

İlginç futbol rekorları

İşte ilginç futbol rekorları...
* Jübile maçında kendi kalesine gol atan tek futbolcu Franz Beckenbauer.* Efsane İngiliz futbolcu Gary Lineker, yaklaşık 20 yıl süren kariyerinde bir tek sarı kart bile görmedi.* 2000-2001 sezonunda Bristol City-Brendford maçının ilk yarısında 23 dakika kaybolan zaman oynandı ve bu süre içinde 2 gol atıldı. Aynı maçta Bristol'un golcüsü Lloyd Owusu'nun ayağı kırıldı ve omzu çıktı.
* Paulo Araujo aynı maçta 5 kez kart görerek rekor kırdı. Olayın nedeni, oyundan atılan Brezilyalı futbolcunun dalgın hakeme fark ettirmeden maça devam etmesiydi.* İngiltere maçında 3. dakikada kendi kalesine gol atan Paraguaylı Carlos Gamarra, 'Kendi kalesine en erken gol atan futbolcu' olarak tarihe geçti.* 1957 yılında Charlton, 75 dakika 10 kişi oynadığı ve son yarım saatine 5-1 mağlup girdiği Huddersfield maçını 7-6 kazandı.
* Willenhall Town Ladies-Burton Brewers maçı, Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. Ortalama her 1,5 dakikada 1 gol atan Willenhall Town, maçı 57-0 kazandı.* Finlandiya'nın unutulmaz oyuncularından Pentti, 1986'da kendi kalesine 5 gol attı. Maçtan sonra takım arkadaşları tarafından Pentti'ye 'pusula' bile alındı.
* 27 takım değiştiren Lutz Pfannenstiel, 6 kıtada da top oynayan tek futbolcu oldu. 34 yaşındaki Alman kaleci, halen Clube Atlético Hermann Aichinger'de forma giyiyor.
* Kullandığı 63 penaltıdan 16'sını gole çeviremeyen Gerd Müller, 'Dünyanın en çok penaltı kaçıran' futbolcusu oldu.* Trabzonspor, 1979-80 sezonunda 30 maçta kaydettiği 25 golle(0.833 gol ortalaması) 'Dünyanın en negatif şampiyonu' unvanını elde etti.
* Profesyonel sözleşmeye imza atıp, 'En uzun süre oynamayan futbolcu' eski Liverpool kalecisi Jorgen Nielsen olarak kayıtlara geçti. Hvidovre'den 26 yaşında transfer edilen file bekçisi, tam 4 yıl, 11 ay forma giymedi.
* Sakatlığı nedeniyle 'En uzun süre oynamayan en pahalı futbolcu', Milan'a Real Madrid'den 11 milyon pounda gelen Fernando Redondo. İlk maçında 3. dakikada dizinden sakatlanan Redondo, yaklaşık 2,5 yıl sahalardan uzak kaldı. Redondo, 2.74 milyon pound, ev ve arabayı Milan'a geri vermek istedi, ancak kulüp bu teklifi geri çevirdi.* 'Avrupa'da bir maça yapılan en büyük katılım' Hampden Park'ta oynanan maçta gerçekleşti. 1937'deki İskoçya Kupası finalinde Celtic-Aberdeen maçını 146 bin 433 biletli seyirci izledi.
* 'Üç büyükler' içinde ligi eksi averajla tamamlayan tek takım Beşiktaş. Siyah-beyazlılar, 11. sırada tamamladığı 1975-76 sezonunda 25 gol atıp, 32 gol yemişti.
* Beşiktaşlı taraftarların Liverpool maçında yaptığı tezahürat 132 desibele çıktı. 132 desibel, futbol tarihinin en yüksek ses seviyesiydi.
* Brezilyalı eski kaleci Eugênio Machado Souto, 33 farklı takım çalıştırdı. 'Geninho' lakabıyla tanınan Souto, şu anda Atlético Mineiro'nun başında.
* F.Bahçe ile G.Saray arasındaki maçlarda en az seyirci 17 Kasım 1922 tarihindeki karşılaşmaya geldi. İttihat Sahası'nda oynanan maçı, tamamı biletsiz 14 kişi izledi.* 1986-87 sezonunda oynanan Fenerbahçe-Eskişehirspor maçında, sarı-lacivertli ekip 4 penaltı kullanarak 'En çok penaltı atan takım' oldu. "En çok penaltı kullanan futbolcu" ise 4 atışı da gole çeviren Fenerbahçeli Zafer Tüzün.
* Avrupa kupalarına bir sezonda en çok takım yollayan şehir Moskova oldu. 1996-97 sezonunda UEFA Kupası'nda Spartak, Dinamo, Torpedo ve CSKA Mosova mücadele etti.
* Ülkesinin liglerine en çok takım veren başkent Buenos Aires. Açılış ve Kapanış Ligi'nde, Arjantin'in başkentinden toplam 14 takım yer alıyor.
* 1996-97 sezonunda 34 maçta 2 galibiyet 27 yenilgi, 5 beraberlik alan Zeytinburnuspor, Türkiye Birinci Lig tarihinin 'en kötü performansı'na imza attı.
* 2006 Dünya Kupası'na 2. Turda veda eden İsviçre, kalesinde hiç gol görmeden elenen ilk takım olarak kupa tarihine yazıldı.* Kolombiya maçında kazanılan 3 penaltıdan da yararlanamayan Arjantinli Martin Palermo, uluslararası bir maçta 'En çok penaltı kaçıran futbolcu' oldu.
* Mersin İdmanyurdu, Türkiye Birinci Ligi'nde puanı silinen tek takım olarak tarihe geçti. 1980-81 sezonunda Beşiktaş'la oynadığı maçta sahadan çekilen Mersin ekibi, hükmen yenik sayıldı ve 2 puanı silindi.
* 'Şampiyonlar Ligi'ndeki en süratli gol' David Trezeguet'ye ait. 1997-98'de Monaco forması giyen Trezeguet'nin şutu 157.33 kilometre hızla Manchester United ağlarıyla buluştu.
* Rakip filelere 54 gol gönderen José Luis Chilavert, 'En fazla gol atan kaleci' olarak futbol tarihine geçti. Chilavert ayrıca hat-trick yapan tek kaleci.
* 2001'de Sydney’de oynanan maçta Avustralya, Samoa’yı 31-0 yenerken,Archie Thompson, 11 golle zor bir rekorun sahibi oldu.
* 'En çok bacağı kırılan futbolcu' rekoru Just Fontaine'a ait. Kariyeri boyunca 4 kez ayağı kırılan Fransız golcü, 1962'de tekrar ayağı kırılınca futbolu bıraktı.
* 1945-46 sezonunda Szentlorinci forması altında 66 gol atan Ferenc Deák, 'Bir sezonda en çok gol atan futbolcu' oldu.
* G.Saray'ın efendiliğiyle tanınan eski oyuncusu Cüneyt Tanman ile Beşiktaş'ın 'Şifo' lakabıyla tanınan efsanesi Mehmet Özdilek, futbol kariyeri boyunca hiç kırmızı kart görmedi.
* EURO 2008 Elemeleri'nde Almanya, San Marino'yu deplasmanda 13-0 yendi. Bu skor, Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde alınan 'en farklı sonuç' olarak tarihe geçti.
* Denizlisporlu Allysson Araujo dos Santos, Roberto Carlos'un 'En hızlı şut atan futbolcu' rekorunu elinden aldı. Allysson'un Trabzonspor maçındaki şutu 127.7 km hıza ulaştı.
* Atatürk Olimpiyat Stadı, İstanbul BŞB.-Gençlerbirliği maçıyla 'En az seyirciyle oynayan 5. dev stat' oldu. 81 bin kapasiteli statta 9 Aralık'ta oynanan maçı sadece 50 kişi izledi.
* Tony Alexander Adams, 22 sene Arsenal forması giydi ve başka bir takıma transfer olmadan futbol hayatını bitirdi.
* 1954'de Sandor Kocsis, 1958'te Just Fontaine ve 1970'te Gerd Müller aynı Dünya Kupası Finalleri'nde 2'şer hat-trick yaparak tarihe geçtiler.
* Fransa 98'de ilk tur maçlarının ardından Dünya Kupası kırmızı kart rekoruna ulaşıldı. 48 maçta 16 kırmızı, 174 sarı kart çıktı.* 'Dünyanın en hızlı hat-trick' rekoru Ross County'nin eski futbolcularından Tommy Ross'a ait. Ross 1964'te Victroia Park'ta oynanan maçta Nairn County karşısında 90 saniyede 3 gol kaydetti.
* Bournemouth'un Wrexham ile yaptığı maçta mücadeleye 84. dakikada giren ve 140 saniyede 3 gol atan James Hayter, 'İngiltere Futbol Ligi'nin en hızlı hat-trick yapan' ismi. Premier Lig'de ise bu rekor Robbie Fowler'a ait. Ünlü İngiliz yıldız 1994'te oynanan maçta 4 dakika 33 saniyede 3 gol kaydetmişti. Amerikan Futbol Ligi'nde en hızlı sürede hat-trick yapan isim ise o dönemde LA Galaxy forması giyen Harut Karapetyan. Karapetyan 1998'de oynadıkları maçta 5 dakika dolmadan Dallas Burn ağlarını 3 kez havalandırdı. F.Bahçe'nin Sırp yıldızı Mateja Kezman da, Alanyaspor maçında 4 dakikada hat-trick yaparak rekor kırdı.

31 Mart 2008 Pazartesi

Borsa Nedir? Nelerden Etkilenir?

Borsa Nedir?
Sermaye Borsaları (Security Exchanges), değerli evrakların (menkul kıymetlerin) ticaretinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Bir piyasadır, çünkü menkul kıymetlerin ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Kurumsaldır, çünkü kendine özgü kuralları ve standartları varır.
Borsalar, sadece hisse senetleri için değil, başka tür emtiaların (ticari malların) ve enstrümanların da ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Örneğin bono ve tahviller genellikle menkul kıymetler borsalarının içerisinde ticareti yapılageldiği halde, döviz ticareti için döviz borsaları (forex, foreign exchange) veya mal ticareti için emtia borsaları (commodity exchange) vardır. Örneğin, pamuk fiyatlarının belirlendiği ve ticaretinin yapıldığı pamuk borsaları vardır (Türkiye'de de İzmir'de pamuğun vadeli ticaretin yapılacağı bir vadeli işlemler borsası kurulma aşamasındadır).
Türkiye'de borsanın tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar uzanmakla (özellikle bono piyasası) birlikte 1970 ve 1980 lerin ilk yarısında, mekan olarak Sirkeci Vakıf Han'da bir tür tezgah üstü piyasa (OTC; over the counter) şeklinde faaliyette bulunuyordu. (Tezgah üstü piyasalarda, sermaye piyasasına aracılık eden kurumlar, kendi aralarında bir borsanın belirleyici kural ve tüzüklerine uyma zorunluğu duymadan işlem (alım/satım) yaparlar.Bugün en gelişmiş piyasalardan biri olan Amerika Birleşik Devletlerinde bazı küçük işlem hacmine sahip firmalar, borsa haricinde OTC olarak işlem görürler.)
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), konjektürel gelişmeler sonucu, hisse senetlerinin ticaretinin düzenlenmesi ve standartlaştırılması amacıyla 1986 yılında Karaköy-Tophane'de faaliyete geçmiş bulunmaktaydı. Günümüzde, kendi modern binasıyla İstinye'de faaliyetini sürdürmektedir.
İlk zamanlarda az sayıda şirket, düşük işlem hacmi ve türk ekonomisine endeksli hareket eden İMKB, günümüzde 270'den fazla şirketin hisse senedi, ortalama 200-300 milyon dolarlık işlem hacmi ve dünya ekonomileriyle entegre bir şekilde faaliyetini sürdürmektedir.

Borsa Nelerden Etkilenir?

İMKB endeksleri ve işlem gören hisse senetlerinin fiyatları, diğer dünya borsalarında olduğu gibi başlıca üç etmenden etkilenirler; dünya ekonomisinin durumu ve gidişatı, yerel (Türkiye'nin) ekonominin durumu ve gidişatı ve sektör/firmanın durumu ve performansı.
Global Ekonomi'deki herhangi bir gelişme tüm ülke ekonomilerini az veya çok etkileyeceği gibi, o ülkedeki ilgili veya tüm firmaları da dolaylı veya dolaysız olarak etkiliyecektir.
Örnek 1: Şirketimizin Petkim'den hammadde olarak herhangi bir petrokimya ürününü aldığını (girdimiz) ve bunun az veya çok nihai ürünümüzde (çıktımız) bir ağırlığının olduğunu düşünelim. Dünya petrokimya piyasalarında oluşabilecek herhangi bir nedenden dolayı bir dalgalanma, Petkimin maliyetini değiştirecektir. Bu değişikliği de Petkim bizim alış fiyatımıza yansıtacaktır. Sonuçta, biz de bunu kendi ürünümüz fiyatına yansıtmak zorunda kalacağız. Dalgalanma fiyatlarda bir artış şeklinde olursa, bizim rekabet gücümüzü azaltıcı ve/veya kar marjımızın daralması şeklinde etkisi olabilir. Bu da bizim ciromuzu ve net karımızı etkiliyebilir.
Örnek 2: Global etkinin yansıması bir çok şekilde olabilir. Örneğin, şirketimizin Almanya'ya Deutsche Mark (DEM) üzerinden ihracat yaptığını ve ürünümüzün önemli bir hammaddesini Amerika'dan dolar (USD) olarak ithal ettiğini düşünelim. Bu halde, bizim kar marjımız büyük ölçüde dolar/mark paritesine bağlı olacaktır. Uluslararası döviz borsalarında oluşacak pariteler bizi etkiliyecektir ve faaliyetlerimiz esnasında eğer bu paritenin gidişatını doğru tahmin edemezsek veya paritenin dalgalanmalarına karşı önlemimizi alamazsak (ör. hegde ederek, bir finans tekniği), şirketimiz bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilecektir.
Örnek 3: Şirketimizin tekstil alanında faaliyet gösterdiğini düşünelim. Ülke olarak tekstil sektöründe güçlü ve birçok avatajımız olduğunu, gümrük birliği (GB)'nden öncede, GB'den sonrası için çok umutlu olduğumuz için yeni yatırımlara (kapasite arttırımı ve modernizasyon) girişmiş olalım. Fakat, dünya'da bazı sebeplerden dolayı bir kriz (ör. Uzakdoğu veya Rusya krizi) çıktığında, uluslararası pazarımız daralırsa, bu bizim tam kapasitede çalışamayacağımızı ve yeterli ihracat yapamazsak, kullanılmış olan kredilerin geri ödemelerinde zorlanabiliriz; belki de bu, bizim iflas etmemize bile sebep olabilir.
Ulusal Ekonomi'deki, yani Türkiye ekonomisindeki herhangi bir gelişme, Türkiye'deki şirketleri bulundukları sektöre ve gelişmenin yapısına göre az veya çok etkiliyecektir. Ekonomideki büyüme hızı, işsiz sayısı, enflasyon, faiz oranları, vergi oranlarında olabilecek değişiklikler, olağan üstü halin ilan edilmesi, teşvik politikasındaki değişimler vb. akla ilk gelen örneklerdir. Ulusal ekonominin etkilerini de örnekleme yoluyla açıklamaya çalışalım.
Örnek 1: Almanya'ya ağırlıklı olarak ihracat yapan ve girdilerimizin çoğunu iç piyasadan yani TRL olarak sağladığımızı düşünelim. Eğer hükümetimiz kurları hızlandırıcı (reel olarak TRL nin değerini düşürücü) yani dolar, mark gibi yabancı para birimlerinin para birimimiz karşısında hızlı artması gibi bir politikayı benimserse, bundan şirketimizin olumlu olarak etkilenmesi büyük bir ihtimaldir. Çünkü girdilerimiz değer kaybeden TRL, buna karşılık çıktılarımız değer kazanan DEM üzerinden olacağından, kar marjımız ve dolayısıyla karımız artacaktır.
Şirket veya Sektör olarak etkiler de, sektörün veya özel olarak o şirketin ürünlerine talebin azalması şeklinde bir eğilimin olması, sektöre karşı devletin desteğinin olması veya eski desteğinin kalkması, sektörel olarak girdilerin pahalanması, dış pazarlarda rekabetin zorlaşması, sektöre aşırı yatırımın (atıl kapasitenin) yapılmış olması vb. akla ilk gelen örnekler olmakla birlikte, özel de şirket yönetimlerinin yanlış yönetimleri de sayılabilir.
Örnek 1: Şirketimiz GB öncesi ülkenin önde gelen bir otomotiv üreticisi olabilir. Yabancı bir otomotiv üreticisinden aldığımız know-how'la birlikte fazla rakibimiz olmadığı ve gümrük duvarlarıyla birlikte dış rekabete karşı korunduğumuz için fazla bir yatırıma gereksinim duymadan, pazarın isteği kadar üretim yapıp bunu pazarlıyor olabiliriz. Fakat, yeni hükümetimizin GB'ne girmeye karar verdiğini ve anlaşmanın bir maddesi icabı otomotiv sektöründe ithalatçıların aleyhinde olan fazla vergilerin kaldırıldığını düşünürsek, bu bizim satışlarımızı olumsuz olarak etkiliyecektir ve faaliyetlerimizin sonucu zarar etmemiz ve bir daha karlı duruma geçmemiz zor olabilecektir.

Mali Tablolar Nelerdir?
Mali tablolar teriminden sözedilen tablolar, türk vergi kanunu, türk ticaret kanunu, sermaye piyasası kanunu vb. kanunlar tarafından bazı şirketler için zorunlu olarak tutulan, bir şirketin dönemsel faaliyetleri sonucu hazırlamak ve yayınlamak (halka açık şirketler, aracı kurumlar vb.) zorunda oldukları ve ilgili şirketin performansını gösteren, standartlaştırılmış muhasebe kayıtlarıdır. Başlıcaları bilanço, gelir-gider tablosu, satılan malın maliyeti, kar dağıtım, fon ve nakit akım, tablolarıdır.

Bilanço
Bilanço, bir şirketin dönemsel faaliyetleri sonucu, dönem sonunda hazırladıkları (31 Mart, 30 Haziran, 30 Eylül ve 31 Aralık) ve yayınladıkları, şirketin bir portresini çizen, muhasebe dilinde "t tablosu" olarak adlandırılan düzendeki tablolardır. Bilançolarda iki kısım vardır; aktifler (sol taraf) ve pasifler (sağ taraf). Aktifler kısmında şirketin sahip olduğu varlıklar, pasiflerde ise yabancı kaynakları ve özkaynakları vardır. Aktif ve pasiflerdeki herhangi bir madde kalem olarak adlandırılır.
Aktifler kısmında örnek olarak nakit, stoklar, binalar, araziler, kullanılan aletlar, telif hakları gibi bir şirketin sahip olabileceği her şey kayıtlıdır.
Pasifler kısmında ise şirketin kaynakları yazılıdır. Örneğin, kısa vadeli (ticari, finansal) borçları, uzun vadeli (vadesi bir yıldan uzun olan) borçları ve özsermaye kalemleridir. Özsermaye kalemleri şunlardır; ödenmiş sermaye, yeniden değerleme fonu (şirketin sahip olduğu varlıkların dönem içindeki yeniden değerlemeden dolayı oluşan artışları), emisyon primi, yedekler (kanunen, şirketin anasözleşmesi gereği veya yönetim kurulu kararı sonucu dağıtılmayan karların tutarıdır) ve dönem karıdır. Bir şirketin bilançosunda aktifler ve pasifler toplamı eşittir. Olaya matematiksel olarak yaklaşırsak, edinilen kaynaklarla alınanlar/yapılan yatırımlar, kayıtlara girdiği sıradaki değerleri eşit olmak zorundadır ve muhasebe açısından bilançoya çift taraflı olarak kaydedilmektedirler